Kariyer Akdeniz iş ilanları
300x 250 Sol Sponsor Banner Alanları
Halil Yılmaz Hıtmiye
MEZOPOTAMYA’DA,  SAVAŞ ve BARIŞ
4 Haziran 2018 Pazartesi 14:05:38

MEZOPOTAMYA’DA,  SAVAŞ ve BARIŞ

 

Arkeolojik veriler ve tarihsel kaynaklar ilk insanın, ilk kavgasının evrenin, doğanın acımasızlığına; günümüz insanının atası Homo Sapiens’ın, yine Kendi türüne (Neanderthaller) karşı üstünlük sağlamak,  ayakta kalmak – varlığını sürdürmek amacıyla başladığını gösteriyor.

İnsanoğlunun, doğanın vahşi varlıklarına karşı güdüsel korunma ve savunma refleksiyle başlayan kavgası; Bilişsel – Düşünce Devrimiyle,  beyninin ışık almaya (düşünebilme) başlamasıyla, “Artık - Fazla Ürün’ün” yarattığı özel mülkiyet – sahiplenme duygusu savaşlara dönüşmüştür.

Günümüz insanın korkusundan kaynaklı acımasızlığı, bencilliği, vahşice kan dökücülüğünün psikolojik temellerine paralel olarak gelişen uygarlık savaşımının kodları – gizemli sırları; insanın bebeklik döneminden kalma, bu ilk kavga ve savaşlarda saklıdır.

İnsanlığın anayurdu Mezopotamya’da yaşayan halkların, kan ve revan içinde olagelmelerinin genetik kodları 100 binlerce yıl öncesine dayanır. İnsanın insan olma (Düşünmeyi Öğrenmeden) öncesinden başlayan iklim – doğa koşullarının değişkenliği ve gereksinimin getirdiği göçebe - avcı toplayıcı yaşam, İnsanı yormuş, yorgun düşürmüş, kırmış geçirmiştir.

Buzul çağı sonrası, önce Kuzeyden ve daha sonra da Güneyden gelen kavimler, Dicle ve Fırat boylarına yerleşirler. Fırat ve Dicle nehirlerinin yaşamaya uygun, sıcak iklim koşulları; alüvyonlu, verimli topraklarını insanınlar işlemeye başlar. “Tarım Devrimi”, insana yerleşik - kalıcı yaşamı, yer edinmesini getirir. Mezralar, köyler, kasabalar, siteler – Kent Devletleri ve krallıklar doğar.

Arkeologlar, sosyologlar, zoologlar, tarihçiler ve sosyal psikiyatristler; günümüz savaşlarının nedenlerini, karanlık çağlardan günümüze değin; “Yaşam Kaynaklarına Sahip Olmak” – üretim araçları yoluyla varsıllaşmak, erg elde etme, egemen olma, hırs ve yönetme güdüsü - tutkusu kaynaklı olduğunu söylüyor.

İnsan ve toplum yaşamında savaş ve barış, var olmak ile yok olmak - anlamlılık ve anlamsızlık kavramlarını taşıyan iki stratejik sözcüktür.

Savaş top, tank, tüfek, uçak, ölüm kusan mitralyöz, “Atom Bombası”; kin, nefret, egoizm, işgal, talan, baharına doymamış, feda edilecek gencecik insanlar… Ocağı sönecek aileler, dul kalacak kınalı gelinler, yetim çocuklar demektir.

Bu coğrafyanın jeopolitik ve jeostratejik konumu, enerji kaynakları, bereketli toprakları oldukça; dinin siyasallaştığı (Allah ile aldatma), tecavüzlerin hoş görüldüğü, alçaklığın, ihanetin ve korkunun kol gezdiği, yaşam biçimi olduğu sürece bu topraklarda savaş kaçınılmaz, barış yıldızlar kadar uzaklarda olacaktır.

Bizler, emperyalizm tarafından ulusal kurtuluş savaşı verdiklerine inandırılmış PKK, PYD ve cumhuriyet düşmanı, Firavun ve zındık FETÖ’nün,

 Cennete gideceklerine kodlanmış, emperyalizmin mobilize ettiği El Kaide, Taliban, Müslüman Kardeşler, IŞİD ve DEAŞ gibi katiller sürüsü - bindirilmiş terör kıtalarının cehenneme çevirdikleri dünyanın, bu en kanlı ve en belalı coğrafyası Anadolu’da, Mezopotamya’da yaşadığımızı unutmayalım.

Atatürk bu coğrafyanın tarihsel, politik, siyasal, dramatik, kanlı ve kirli tarihsel haritasını okuyarak ve yaşayarak öğrenmiştir. Bu bilinç ve öngörüyle mazlum ulusların uyanış ve kurtuluş mücadelesini başlatmıştır.

Fakat bu coğrafyanın ahlâk yoksunu entel fahişeleri: “Yetmez Ama Evetçi” Liberaller, dönek solcular; Irak ve Suriye’nin hainleri; Kendilerini, emperyalizmin pazarlarında satılığa çıkarma yarışına girmişlerdir.

Siyasal iklimden yüreklenerek, kendine görev biçen bu aydın görünümlü entel fahişeler: Ulusların emperyalizme karşı verdikleri “Kurtuluş Savaşlarını” inkâr ederek, yok saymak… Umutlarını, inançlarını, din ve imanlarını kirleterek, ulusal hafızalarını düşünsel çölleşmeye dönüştürmek savaşını sürdürüyorlar ve sürdüreceklerdir.

“….// Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak // Ve ipek bir halıya benzeyen toprak // Bu cehennem, bu cennet bizim…” N.HİKMET

5 Haziran 2018 // ANTAKYA

KAYNAKÇA:

  1. Sümerler – Ali NARÇIN, 2) Sapıens – Yuval Noah HARARI 

 

antakyahaber.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı