Kariyer Akdeniz iş ilanları
300x 250 Sol Sponsor Banner Alanları
Atilla SERTEL
Danışıklı dövüş ve bir itiraf
10 Şubat 2015 Salı 18:02:18

Danışıklı dövüş ve bir itiraf

Samimi değilsiniz.

Söylediklerinizin altında gerçekler yatmıyor.

Giderken konuşuyor, içi boş ancak gündemde kalmak için kamuoyunu tartıştıran tümceleri söylüyor.

"Hakan Fidan'ın adaylığına olumlu bakmıyorum" diyor.

Sonra da bakanlarıyla birlikte ayağına çağırdığı, kamuoyunda prestijini halı gibi çiğnediği atama kişiye hava veriyor. 

"Daha önce de söylediğim gibi adaylığını kabul etmek, Sayın Başbakan'ın takdiridir. Buna karışma hakkım yok" diyor.

***

"O benim kara kutum" dediği, PKK ile görüşme masalarının önemli kozu, devleti dönüştürmede öne sürdüğü birinci derece yakınının "Dokunulmazlık zırhına" bürünmek istemesini uygun görmediğini söylüyor.

"Senin korunmanla ilgili tüm tedbirleri ben aldım, nereye" der gibi yapıyor ve ardından kapıyı aralıyor:

"Benim karışma hakkım yok, Sayın Başbakan'ın takdiridir"

Konferanslarda, derste, panellerde konuşurken danışıklı dövüşün en somut örneğini vermek isterseniz bu cümleyi hafızlarınıza kazıyın.

"Benim karışma hakkım yok, Sayın Başbakan'ın takdiridir" cümlesini söylersiniz ve ardından eklersiniz, "Danışıklı dövüş örneğine verebileceğimiz en somut örnek cümledir" dersiniz.

Bir tweet attım dün... İnanılmaz paylaşıldı.

“Hakan Fidan'ın adaylığına karşıymış... Mış mış..

Kararı Başbakan verirmiş… Miş miş…

Yalandan kim ölmüş... Müş müş...”

Diye yazdım...

Son günlerde en çok yorum alan tweetlerden biri oldu. Görüşüme katılanlar çoğunluktaydı, küfredenler azınlıkta. Bu araştırma küçük olsa da söylenenin hangi amaçla söylendiğini ortaya koyuyor.

***

Ağız torba değil ki büzesin!..

Gözleri yaşardı mı konuşurken bilmem ama hangi ara yine yüreğini yufkalaştırdı da konuştu:

"Yüzde 50 bize nefretle bakıyor, siyaseti yumuşatmalıyız."

Bülent Arınç'ın cümlelerinden söz ediyorum.

Kendilerine oy verenlerin dışında kalan yurttaşların kendilerinden nefret ettiğinden söz ederek, bir anlamda yarattıkları gerginliğin sonucunda oluşan düşmanlıktan rahatsız olduğunu söylüyor.

Şimdi soralım.

Bugüne kadar aklınız neredeydi?

Polisiniz sokaklarda gaz fişeği ile kurşunla çocukları öldürürken, şiddeti evlere kadar taşırken niçin sustunuz?

Ali İsmail'i sokak ortasında döve döve öldüren insanlık dışı yaratıkların yargılanma safhasında niye koruma zırhına aldınız?

Davayı Eskişehir'den Kayseri'ye taşıyarak ve hukuk kararlarımızın içine "iyi niyetle insan öldürme" gibi bir kararı nasıl yazdırdınız?

Bir başsağlığı bile dilemediniz çocukların ailelerine...

Berkin Elvan'ın mezarına bırakılan misketlerini bile dile doladınız, annesini meydanlarda yuhalattınız.

Sapanı silah saydınız, misketi mermi....

Kaşkolu suç unsuru...

Silahlanma konusunda ise gözlerinizi yumdunuz.

Kürt, Türk ayırmadan, Alevi, Sünni demeden çocukları vurdurdunuz.

Paralel dediğiniz polisleri siz gözaltına aldırdınız, hakimler bıraktı. Sonra yeniden yeniden evlerine baskınlar yaptınız.

Aynı polisi üç ay içinde tam üç kez evine baskın yaparak gözaltına aldınız. Bu insanların çocuklarının yaşayacağı korkuları, travmaları göz ardı ettiniz.

Sizi kim eleştiriyorsa, kim gerçekleri söylüyorsa onları dinleme nezaketinde olmadınız, tepelemeyi ilke edindiniz.

Eleştiriyor mu, tepeleyin!..

Gazeteciyse işinden edin. Muhalif Cemiyet başkanıysa seçim kaybetmesi için devlet olanaklarıyla üzerine yürüyün.

İçişleri Bakanlığı, müfettişlerini göndersin.

Maliye denetimini yapsın...

Vali gözaltına alsın...

Muhalif gazete ise Basın İlan Kurumu denetimini pekiştirsin.

Yüzde 50 nefretle bakıyormuş da, yumuşama gerekirmiş. Onu bize değil de gerginliği yaratan ve o gerginlik sonucu oy avcılığına çıkan Cumhurbaşkanı'na ve onun atadığı etkisiz Genel Başkanınıza ve "Başbakan" oldum diyen ancak yetkilerini kullanamayan şahısa anlatın.

Size bir şey söyleyeyim de aklınızın bir ucuna yazın.

Halk açlık sınırındayken, 20 milyonun üzerinde insanımız işsiz gezerken bin odalı Aksaray'da süren sefahat sizden nefret edenlerin sayısını yüzde 60'lara taşıdı...

Yakında, yapılan araştırmalarda göreceksiniz bu rakam 70'lere de çıkar.

Söylediklerinizde keşke samimi olsanız, toplum gerilmekten kurtarılsa. Ancak yazımın giriş cümlesinde söylediğim gibi samimi değilsiniz.

Halkımızdan korkuyorsunuz ve bu korku nedeniyle baskılamayı arttırıyorsunuz.

Samimi değilsiniz!

 

antakyahaber.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı